SEYAHAT İPUÇLARI

OLASI HATALAR

Bu yazımızda üstadların yaşamışlıklarından ve tecrübelerinden faydalanmaya çalışacağız.  Sartre’ın dediği gibi ‘Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki; aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok.’

 

Seyahat öncesi Hataları :

 

+ Çok fazla eşya götürmek, gereksiz yük taşımak.

Cesare Pavese’ nin öğüdüne kulak veriyoruz :

‘Hızlı ve hafif bir şekilde seyahat etmek istiyorsan, bütün düşmanlıklarını, kıskançlıklarını, bencillik ve korkularını geride bırakıp, yola hafif bir şekilde çıkmalısın.’

Bir fikir oluşturması açısından ÇANTA HAZIRLIĞI yazımıza göz atabilirsiniz.

+ Bilgisizce gezmek, rotayı yanlış oluşturmak ya da doğru düzgün araştırmamak

Uğur Mumcu’nun dediği gibi ‘Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmayın.’

Önünüze bir taş çıktı. Baktın geçtin. O taşın, milattan önce bilmem kaçta, bilmem kaçıncı Julius Agustus’un evinden bir parça olduğunu önceden biliyor olsanız belki daha fazla keyif alabilirdiniz. Bunun için Küçük İskender’in tecrübesinden bir alıntı yapabiliriz : ‘‘‘Tabiatın güzelliğine bak’,dedim. ‘Ağaçlardan hiçbir şey göremiyorum’ dedi.’’

Bunun yanında doğru oluşturulmayan rotalar, hem zaman, hem yorgunluk, hem de gereksiz artı maliyet olarak size döner. Arthur Schopenhauer ne demiş : ‘Sıradan insanlar zamanlarını nasıl harcayacaklarını, yetenekli insanlar ise nasıl kullanacaklarını düşünür.’ Doğru rota oluşturmak, seyahatiniz öncesinde yapmanız gereken en önemli ve en zaman ayırmanız gereken konu olmalı.

+ Dökümanların fotokopilerini almamak

‘Taklitler aslını yaşatır’ sözü buraya cuk oturuyor. Gittiğiniz yerde, orijinal ve önemli belgelerinizin, tropikal yağmurlar, denize düşme, çalınma, kaybolma ihtimallerine karşı fotokopilerini alın ve farklı yerlere sıkıştırın. Ayrıca kaldığınız yerdeki çalışanlara ya da o yerin sahiplerine pasaport fotokopisi ile şehirde dolaşıp dolaşamayacağınızı sorun. Pasaportunuzu kaldığınız yerde bırakıp, fotokopisi ile gezin.

İnternetsiz kalma ihtimalini de düşünüp, rezervasyonlar ve gps bilgileri gibi bilgilerin çıktılarını almayı da ihmal etmeyin.

+Konaklanacak lokasyonun yanlış seçilmesi

’Düşüncelerin en derini, başına yastığa koyduğun an başlar.’ Büyük ihtimal bu cümle, Gabriel Garcia Marquez’in bir seyahati sırasında yanlış seçtiği bir yerde konaklama yaparken aklına gelen bir cümledir diye düşünüyoruz.

Konaklama mevzusunu iki şey etkiler : Konaklanacak yerin lokasyonu mu, yoksa konforu mu? Bütçe kısıtlı olunca ödün vermeniz gereken noktalar olabilir. Bunun için NASIL KONAKLASAK? yazımıza bakabilirsiniz.

Seyahat sırası Hataları :

+ Az zamanda her yeri görmeye çalışmak.

‘Buralara kadar gelmişiz, şuraya da gitmeyelim mi yani’ dürtüsünün, eğer zaman+para sıkıntısı varsa ve yaptığınız bütçeden de sapacaksanız, esiri olmaktan bir kurtulun.

Jean-Jacques Rousseau’nun Yalnız Gezenin Düşleri’ nde dediği gibi ‘Herkes bilmek değil de, bildiğini gösterme kaygısına düşer.’ Siz buna düşmeyin, yaptığınız planı zorlamayın. En fazla instagrama bir fotoğraf az koymuş olursunuz.

+Gereğinden çok ya da az para götürme, bütün nakdi tek bir yerde tutmak, milli piyango gibi gezmek

BÜTÇEMİZ VE TAVSİYELER yazımızı okuyup, seyahate başlamadan önce kendinize göre mantıklı ve gerçekçi bir bütçe çıkardığınızı düşünüyoruz.

Peki bu bütçenin seyahat sırasında ki taşıması veya ATM’lerden çekilecek ise edinimi nasıl olacak?

Biz gittiğimiz yerlere nakit ile gidiyoruz. Ortada büyük risk varsa bunu dağıtacaksın. Bütün nakdi, kitap arası, gözlük kabı, yedek çorapların içi, kullanmadığımız mont, pantolon gibi yerlere dağıtıyoruz. Bunun yanında, ana cüzdan ve günlük gezi cüzdanı olmak üzere 2 cüzdanımız oluyor. Konaklayacağımız yerlerdeki kasalara ana cüzdanları koyup, şehir gezerken, sadece o gün yapacaklarımıza göre oluşturduğumuz bütçeyi yanımıza alıyor ve böylelikle bütçe aşımı yapmayalım diye kendimizi sınırlamış da oluyoruz.

Şu ana kadar hiç ATM kullanmak zorunda kalmadık. Nakit çekim komisyonları ve üstüne gelen çapraz kur farkları nedeniyle (örneğin Paraguay’da ATM’den Guarani çekeceksiniz. ATM, çekeceğiniz tutarı, TL hesabınızdan ilk önce gişe kurundan USD olarak bir çevriyor. Sonra USD, Guarani olarak gişe kurundan yine çevrilip ATM den size veriliyor.) tercih ettiğimiz bir yöntem değil.

Zorda kalırsanız konaklayacağınız yerlerde, büyük marketlerde veya güvenilir gördüğünüz yerlerde kredi kartı kullanabilirsiniz.

Sıkıntılı ve sabıkalı mahallelerde geziyorsanız hava kararmadan dönmeye çalışın ki, sıkıntı bir durumda üzerinizdeki paraya değil, kaptırdığınız ekipmanlara üzülürsünüz. Bir de bu durum sizi psikolojik olarak seyahat tutkusundan kısa süreli soğutur. José Saramago ‘nun Kopyalanmış Adam kitabında dediği gibi ‘Hayatta bazen öyle durumlarla karşılaşırız ki, bir de kaybetsek, bin de kaybetsek fark etmez.’

 

+ Fotoğraflamaktan sıkılmak

Soren Kierkegaard’ın ‘An, zamanın ve ebediyetin birbirine dokundukları bir belirsizliktir.’ sözü kulaklarınızda çınlasın.

Tatilin başında ellerden düşmeyen fotoğraf makinalarının, aksiyon kameralarının akıbeti seyahat ilerledikçe ‘ Amaan bu gün de makineyi yanıma almayıvereyim, rahat olayım, çevik olayım’ düşüncesine doğru bir yol alıyor. Ve ‘o an’ geldiğinde ‘Nan keşke alsaymışım yhaa, kaçırdık şu anı’ demeniz çok mümkün. Çünkü koca bir doğaçlamanın içinde yaşamaktayız. Ne zaman neye şahit olacağımız, kendimizi nasıl bir heyecanın içinde bulacağımız kocaman bir soru işareti. Aylarca bu seyahati beklemişseniz, Fernando Pessoa gibi ‘Her şeyden aldığım zevki yitiriyorum; her şeyi zevksiz bulma zevkim de dahil.’ ruh haline girmenin sırası değil.

+Gereğinden fazla beklenti ya da ön yargı ile gezmek

Gideceğiniz yer hakkında daha gitmeden, pozitif ve negatif his sensörlerimiz devreye girer. Bazılarımız kafamızda toz pembe bir gerçeklik yaratır. Bazılarımızı da heyecanın tetiklediği bir korku sarar. ‘Ya şöyle şöyle olursa, ya işler yolunda gitmezse… ‘

Bunlar bilinmeze yolculuğumuzda hislerimizin verdiği doğal tepkilerdir. Bizim yapmamız gereken ise bu hislerin esiri olmak yerine, aklınızın ufak bir köşesi ile sınırlandırmamızdır. ‘Duvarlarımız yaşamımızdaki mezarlardır.’ der Tezer Özlü.

Kendinizi daha ‘o an’ı yaşamamışken düşüncelerinizle, beklenti ve ön yargılarınız ile boğmayın. Jorge Luis Borges’in ‘Anlar’ şiirini bir okuyun:

ANLAR

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

 İkincisinde, daha çok hata yapardım. 

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. 

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,

Çok az şeyi 

Ciddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim. 

Seyahat ederdim daha fazla. 

Daha çok güneş doğuşu izler, 

Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. 

Görmediğim bir çok yere giderdim. 

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. 

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. 

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. 

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. 

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. 

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. 

Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, 

Gitmeyen insanlardandım ben. 

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. 

Eğer yeniden başlayabilseydim,  İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. 

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. 

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, 

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. 

Ama işte 85’indeyim ve biliyorum… 

ÖLÜYORUM… 

                             Jorge Luis BORGES 

+Elektronik eşyalarınızın şarjlarını her zaman kontrol edin.

Steve Jobs derki ; ‘Önemli olan yüzde kaç şarjının kaldığı değildir. O şarj ile ne yaptığındır.’ Siz yine de full görünen şarjlarınızı bile doldurmak için priz gördüğünüzde saldırın ve limitin ötesine geçirmeye çalışın.

+ Yeterli bütçeyi oluşturamıyorum, ne yapmam lazım?

Oruç Aruba’ nın bir lafı vardır : ‘Sana büyük acılar vereceğim, çünkü senin büyük sevinçler yaşamanı istiyorum.’ Yani şair burada demek istemektedir ki, seyahate çıkmadan önce olabildiğince harcamanızdan kısın. Saman bile bulsanız saklayın. Tam anlamıyla kendinizin pintisi olun, bu konuda Genç Werther’den daha çok acılar çektirin kendinize.

Ama seyahat sırasında da, gelsin martiniler, dursun pina coladalar, gitsin long islandlar. Yerel biralar, yerel mutfaklar midenizi büyütsün. BÜTÇEMİZ VE TAVSİYELER yazımız için tık.

Son

‘Eğer insanlar hiç salakça şeyler yapmasaydı, akıllıca işler yapılamazdı’ diyen Ludwig Wittgenstein’ a bir alkış. Tabi ki gezi süresince hatalar yapacağız. Hatta zamanında varamadığımız için kaçırdığımız gemiler, otobüsler, uçaklar(yok artık) olacak. Evren bizden, işlerin planladığımız şekilde gitmediğinde, acil olarak B planı yapmamız gereken durumlara, hemen adapte olmamızı isteyecek. Bütün bunlara ‘Kimse bizim kararlılığımızı test etmeye kalkmasın’ şeklinde girişirsek, yaptığımız hareketin salakça mı yoksa akıllıca mı olduğunu herkes test edebilir hale gelecek.

Hayatınızın ne zaman sonlanacağı belli değilken, gezebildiğiniz kadar gezin görebildiğiniz kadar farklı şey görün. Sonuçta ‘İnsanların çoğu yaşanmamış bir hayattan ölüyor.’  Rainer Maria Rilke

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir