KAMBOÇYA

SIEM REAP – ANGKOR TAPINAKLARI

Siem Reap’ın yaklaşık 3 kilometre kuzeyinde yer alan ve khmer dilinde başkent anlamına gelen Angkor, zamanında Khmer İmparatorluğu’nun adı üstünde başkentiymiş. 1400’lü yıllara geldiğimizde, gerek imparatorluk içi hindu-budist çatışmaları,  gerek Siamlıların hırpalaması sonucu imparatorluk, başkenti yani burayı bırakıp daha içlerdeki Phonm Penh’e taşınmış. Bu şehrin mirası olan Angkor Tapınakları, bu taşınmadan ya da terk etmeden 400 yıl boyunca unutulmuş ve yağmur ormanları ile iç içe geçerek kaybolmuş. Hatta bazı kalıntılar ağaç kökleriyle sarılıp sarmalanmış. 1850’lere gelindiğinde Henri Mouhot adında bir Fransız doğa bilimcinin keşfi sonucu dünyaya kazandırılmış ve 1992 yılında Unesco Dünya Mirasları arasına alınmış.

Bu dünyanın tapınak başkentindeki Budist ve Hindu tapınakları ile ağaçların sahiplendiği kalıntıların yarattığı mistik ve gizemli dünyanın içinden ayrılmak istemiyorsunuz.

Daha önce birçok ülke gezmiş; birçok tarihi yapı ya da tapınak görmüş olabilirsiniz, ancak bu tapınaklar şimdiye kadar gördüğünüz hiç bir dini, tarihsel veya doğal yapıyla karşılaştırılmayacak kadar içinize işleyecek diyebiliriz.

Tapınaklar, günümüzdeki en büyük ve geniş ağaç olarak bilinen Banyan ağaçlarıyla sarılmış. Banyan ağaçlarının hikayesi ise şöyle: Aslında zengin ve köklü bir aileden gelen Buda’nın, saraydan çıkıp sokaklardaki sefil hayatı görünce hayata bakış açısı değişiyor. Gördüğü gerçek hayatın sıkıntılarını çözmek için bir arayışa giriyor ve bir gece, bir Banyan ağacının altında meditasyon yapıyor. Gerçek ismi Siddharta olan Buda, işte o zaman aydınlığa ulaşıyor ve uyanmış kişi anlamına gelen ‘Buda’ ismini alıyor. Bu yüzden de Banyan ağaçları kutsal kabul ediliyor ve Budizm’de önemini koruyor.

Banyan ağacı

+Bilet Fiyatları ve ziyaret saatleri nasıl?

Angkor tapınakları için biletleri 1 günlük, 3 günlük ya da 7 günlük bilet olarak üçe ayırmışlar. 2017 yılında 1 günlük bilet 20 USD, 3 günlük bilet 40 USD ve 7 günlük bilet 60 USD idi ve tam olarak bizim bu biletleri aldığımızdan 3 gün sonra, 1 Şubat 2017’de biletlere zam geldi. 2019’sa ise bilet fiyatları günlük 37 USD, 3 günlük 62 USD ve 1 haftalık bilet ise 72 USD.

Kredi kartı komisyonsuz kabul ediliyor. 3 günlük bilet alırsanız, 10 gün içinde o üç günü harcamanız gerekiyor. Evet, fiyatlar kişi başı ve çok fazla. Fakat gerçekten buna değdiği bir gerçek. Fiyatların bu artışına rağmen, turist sayısının da artmış olduğunu gözlemledik.

Biletlerin alındığı yer, Apsara caddesinde Angkor Panaroma müzesi diye geçen yer. Bir önceki gün almadıysanız dahi, sabah 04:30’ da açıldığından gün doğumunu kaçırmıyorsunuz. Çok gişe olduğundan sıralar çok hızlı ilerliyor. Bilet alırken bir fotoğrafınız çekiliyor ve biletin üzerine basılıyor. 17:30’da bilet alma yeri kapanıyor. Parkın her yerinde biletinizi ve biletteki fotoğrafın size ait olup olmadığını  kontrol eden görevliler var.

Bilet satın alınan gişeler

Genelde tapınaklar 07:30’da ziyaretçilere açılıp, 17:30’da kapanıyor. Fakat gün doğumu ve batımının efsane olduğu tapınaklara istisna yapılmış.

Angkor Wat ve Srah Srang tapınakları gün doğumu izlendiğinden 05:00’da açılıyor, 17:30’da kapanıyor.

Phnom Bakheng ve Pre Rup tapınakları da 05:00’da açılıyor, gün batımı da izlendiğinden 19:00’da kapanıyor. Eğer tatil zamanınız kısıtlı ve Siem Reap’ a gün batmadan geldiyseniz, hemen tuk-tuk ile bilet alma yerine gelip, gün batımı için buralara gelebilirsiniz.

+Ne ile ve nasıl gezelim?

Bu soru bayağı kritik. Çünkü haritadan bakıldığında yürüyerek bile gezebilirmişsiniz gibi bir sonuç çıksa da, mümkün değil. “Bisiklet mi, motosiklet mi, tuk-tuk mu?” seçeneklerine odaklanalım. 3 gün ayırdıysanız, tecrübe olsun diye her gün birini de deneyimleyebilirsiniz.

Bisiklet hoş ve tatlı görünüyor. Günlük kiralama ücreti 2 USD. Fakat 2017’ de yaşadığımız 1 günlük bisiklet tecrübesi sonucu, 40 derece sıcakta gün boyu hem tapınakları gezip hem de bisiklet sürmenin pişmanlık yaratma ihtimali kaçınılmaz. Çünkü alan cidden büyük. Tapınaklar şehir merkezinden en az 7 km uzakta, hatta bazıları 30 km uzakta. Kaldı ki bisikletten inip tapınakları yürüyerek gezeceksiniz. E tabi bir de geri dönüş yolu var. Hele ki, yaşadığımız lastik patlaması olayını yaşamaya görün. (Not: Ertesi gün tuk-tuk kiralamıştık, yolda gördüğümüz bisiklet kiralayanların yüzlerinden anladığımız kadarıyla, bir çilekeş biz değilmişiz.) 1 haftalık bilet aldıysanız, sindire sindire her gün gidip gelme yaparsanız bisiklet iyidir.

Motosiklet kiralama ücretleri, 10 USD’dan başlıyor, motorun durumuna göre 30 USD’a kadar çıkıyor. Yollar güzel, kullanım açısından bir sıkıntı olmaz. Benzin bulma sıkıntısı da çekmezsiniz çünkü 1,5-2 litrelik kola-sprite-viski şişelerinde yol kenarlarından alabiliyorsunuz.

Tuk-tuk seçeneğine gelirsek: Bizce en iyi seçenek bir tuk-tuk sürücüsüyle anlaşmak. Nasıl anlaşmalı, maksimum ne kadar vermeli? Tuk-tukçu oyunlarına gelmemek için ne yapmalı?

Süreç 1: Zaten Siem Reap’a ilk ne ile geliyorsanız (otobüs, uçak vs) şehir merkezine, konaklayacağınız yere gelmek için tuk-tuk kullanacaksınız. Şoför sizi bağlamaya çalışacak ve bunda ısrarcı olacak. Daha fazla para koparmak için türlü türlü oyunlara girişecek. Bütün gün gezdiririm ücreti 30 USD diyecek. Siz diyeceksiniz, 15 USD. Tıss tıss diye gülecek, 25 USD diyecek. Siz yine 15 USD diyeceksiniz. Sonra sizinle, neden fiyatı arttırmadığınız ve bütün gün gezinin maliyeti kurtarmadığı üzerine muhabbetlere girecek. Siz yine 15 USD, yoksa başka bir tuk-tuk bulurum ben deyip, cool bir tavır sergilerseniz bu sefer de, ‘tamam ama tüm gün olmaz’ deyip size, harita çıkarıp 3-5 yeri götüreceğini söyleyecek. Fiyat skalasını bildiğinizi 15 USD’a büyük tur yapmak istediğinizi, eğer kabul etmiyorsa da can alıcı o bitiriş cümlesini söyleyin: ‘bu fiyata başka bir tuk-tukçu rahat bulabileceğimi biliyorsun.’  Tuk-tukçuların TAM GÜN (05:00-17:30) bedeli maksimum 17 USD olmalı.  Tam gün olmasına dikkat edin, yoksa sizi 12:30 gibi konakladığınız yere getirirler.  Eğer ‘ben yoldan geçen tuk-tuk şoförleri ile kavga edercesine pazarlık yapamam’ derseniz de önerimiz, kaldığınız yerden bir tuk-tuk ayarlamalarını istemeniz. En azından size güvenilir, erişilebilir birini bulurlar. Tabi fiyatı maksimum 17 USD yaptırmaya çalışın, pazarlıktan geri durmayın, belki hostelinizdeki resepsiyoncu gezdirecek sizi :).

Süreç 2: Tuk-tuk sürücünüz ile kavga edercesine anlaştınız. Bu adam beni yarı yolda bırakır da gider mi demeyin. Onlar gururlu, sağlam, yağız khmer delikanlıları :). Saat ve hostel ismi söylüyorsunuz. O saatte orda oluyorlar. İlk gün bilet almamışsanız, sabah 04:45’de şurada ol deyin, gelsin. Sabah gün aymadan, bilet alma yerine gideceksiniz. Sonra da ilk durak gün doğumu izlemek için Angkor Wat. (Bundan sonrası için aşağıda gezi planı fikirleri sunduk.)

Tuk-tukçu her geldiğiniz tapınağın girişinde sizi bırakınca, çıkışta nerede buluşacağınızı söylüyor. Bu aşamada, tuk-tukçu ile tuk-tukun bir fotoğrafını çekin. Çıkışta buluşamıyor olsanız dahi tuk-tuk sürücüleri aynı noktalarda toplanıp muhabbetleşiyorlar. Sizinkini ilk başta göremezsiniz, o noktaya gidip, herhangi bir tuk-tukçuya çektiğiniz fotoğrafı gösterip nerede olduğunu sorabilirsiniz. Eğer tüm gün için (17:30) anlaşmışsanız, o saati olabildiğince erkene çekebilmek için, gün içinde Saat 12:30 dan sonra tuk-tukçuların yeni bir oyunu başlıyor. Her gidilen yerden sonra, sizin yorulmuş halinizi ve bilgisiz gelmiş avlamalık turist olduğunuzu da düşünerek, normalde size ‘şuraya gidiyoruz’ demesi gerekirken, ‘şimdi nereye gidelim’ sorusunu yönlendiriyor. Bu noktada sizden cevap gelmezse, ‘bu günlük bu kadar yeter mi?’ diyor.

Sistem tam olarak bu şekilde işliyor ve parayı turunuz bitince, sizi konakladığınız yere tekrar getirince veriyorsunuz.

+Angkor’u rehberli mi gezmeli, rehbersiz mi?

Neredeyse her tapınağın girişinde bilet kontrolü olan  yerde, bir de ‘rehber ister misiniz?’ diyen insanlar oluyor. Angkor Wat, Angkor Thom gibi büyük kompleks tapınaklarda, gerçekten ilgiliyseniz, rehberin çokça faydalı tarafı var. Çünkü her şeyi okumuş, her şeye hakim bile olsanız neyin ne olduğunu çözmeniz bayağı zamanınızı alıyor. Rehberle gezmek ise ciddi zaman kazandıran bir seçenek. Rehber sizi önemli yerlere hemen götürüyor, tarihi rivayetler anlatıyor, kalabalıktan kaçmak için alternatif yollar biliyor, sizi kimselerin bilmediği kuytu köşe güzel manzaraların olduğu yerlere götürüyor. Tabi bu durum biraz kendi kendine keşfetme hissini gölgeliyor. Biz hiç rehber tutmadık, rehberlilere yanaşmadan da edemedik tabi :). Bütün gün rehber ücretleri 25 USD civarında. Sadece Angkor Wat için isterseniz 5 USD.

Parmak arası terliği pek tavsiye etmiyoruz. Terlik havadar mavadar ama yerler toprak ve çamurumsu olduğundan, ayaklarınız ayaklıktan çıkıp sizin değilmiş gibi görünebilir. Rahat ve yıpranırsa çok üzülmeyeceğiniz bir ayakkabı seçin. Bu arada çoğu tapınağın girişinde lavabo var ve ücretsiz. Bir de en önemlisi tapınaklara kolsuz t-shirt, çok kısa şort, ya da kısa etekle girilmesine izin verilmiyor. Görevliler hemen müdahale ediyorlar. Omuzlar kapalı olacak.

Şu atlet yüzünden çokça uyarıldık, fakat her uyarıldığımızda yanımızda ki hırkayı siper ettik.

+Gezi Planı nasıl olmalı?

Herkesin gezme direnci ve zevkleri farklı olsa da, kendine uygun zevk alma ve yorgunluğu da işin içine katarsak, verimi olabildiğince yukarıda tutacak bir gezi planına ihtiyacınız var, çünkü ısrarla tekrarlıyoruz: Çok büyük bir yer!

Gezdiğimiz her tapınağın sırayla isimlerini yazmak mümkün değil. Çünkü tapınaklar matruşka misali, bazıları ise girdap gibi, sizi içine çekiyor, yeni bir dünyaya açılıyor, tapınak içinden çıkamıyorsunuz(abartı var!). Fakat aşağıda sayacağımız isimleri haritadan işaretlerseniz en azından nereye gitmek istediğinize ya da gezerken nereye geldiğinize hakim olursunuz.

Dikkat etmeniz gereken bir psikolojik durumunuz var, o da : ‘Azalan marjinal fayda’. Art arda bir sürü tapınak görünce artık biraz birbirinin aynı gelmeye başlıyor ve ilk anda yaşadığınız büyülenme hissi doğal olarak kayboluyor. Bu yüzden özellikle ilk gün, ‘olabildiğince fazla yer görmeliyim’ davranışının sonuçlarına, ertesi gün olduğunda hem fiziksel (yorgunluk) hem de psikolojik (oraya da gitmeyelim birbirinin aynıdır.) olarak katlanma durumunda kalabilirsiniz.

Angkor tapınakları için ne kadar zaman gerekli sorusuna gelecek olursak; cevap minimum 2 gün, ideali 3 gün olacaktır. Zaten 2 gün bile ayırsanız, mecburen 3 günlük bilet alacaksınız.

Bunun için tuk-tukçu ile anlaşma aşamasında nereleri gezdireceğinin kritiğini birlikte yaparken, genel olan şey, size çıkardığı haritadan iki tur paketi sunması. Haritada, ‘küçük çember’ ve ‘büyük çember’ olmak üzere iki tur paketi var gibi düşünün. Bu iki seçenek, bir tam günde bitiyor aslında. Ama sıkıştırmaya gerek yok. Layığıyla, koştur koştur yapmadan iki güne yayın. Yani bunun için en mantıklı yol, aşağıdaki haritadan da görebileceğiniz üzere kırmızı çizgili küçük çemberi (small circle) ilk gün, yeşil çizgili büyük çemberi (grand circle) 2. gün gezip, son güne de gezemediğiniz, tekrar gitmek istediğiniz ya da şehrin dışında kalan tapınak ve diğer etkinlikleri bırakmak olacaktır.

Bu nedenle, küçük ve büyük çember ile çember dışında kalan tapınaklardan öne çıkanlardan ve kafalarda plan fikri vermesi açısından aşağı yukarı gezme süresinden bahsedeceğiz. Rotayı seçmek, gitmek ya da gitmemek size kalmış. Siz her şeyi tuk-tukçuya bırakır, bir şey demezseniz, onlar kafalarına göre bir rota çizip sizi ona göre gezdirirler ve bir tapınaktan ötekine giderken yolda arada kalmış, atlanan tapınaklardan mahrum kalırsınız.

Siz önceden dersinize çalışıp, mutlaka tuk-tukçunuza, ‘şu tapınağa da gitmek istiyoruz’ deyin.

KÜÇÜK ÇEMBER TURU (SMALL CIRCLE) 1.gün

Angkor Wat (gün doğumu), Angkor Thom, Thommanon, Ta Prohm, Ta Keo, Banteay Kdei

Angkor Wat

Kamboçya’nın simgesi, ‘tapınak’ kelimesinin resmedilmiş hali Angkor Wat dersek çok da abartmış olmayız. Ülkenin bayrağına girmeye hak kazanmış güzellikte ve ihtişamdaki, aslen Hindu Tapınağı olarak inşa edilen bu tapınağın yapımında, Mısır Piramitlerinden daha çok taş kullanıldığı söyleniyor. Göğe doğru lotus çiçeği biçiminde yükselen ve her biri 55 metre yüksekliğinde olan 5 kuleden oluşuyor. Buraya yaklaşmak için tapınağı çevreleyen yapay gölü ve birçok kapıyı geçmeniz gerekiyor. Yapıdaki her şey simetrik, solda ne varsa sağda da aynısı var.

Güneş aşağı yukarı saat 06:30 civarında doğuyor, siz buraya sabah 05:30’da gelip ortamın tarifsiz hissiyatında aval aval çevreye büyülenmişçesine bakarken aynı zamanda, gün doğumunu izleyebilmek için iyi bir noktaya da konuşlanmış olmanız gerekiyor. Gecenin kör karanlığında tuk-tuk, taksi ve bisikletlerle buraya akın eden insanları görmek bile insanda tarifsiz bir his oluşturuyor. Ne söylesek eksik kalır. Aynı anda hem her saliseyi görmek, hem de gözlerinizi kapayıp hissetmek istiyorsunuz. Genelde turist kalabalığı ve Çinliler çok sinir bozucu olsa da bu mistik yer ve anda, bir rüyadaymışçasına aydınlanıyor hava.

Gün doğumu tamamen şansınıza kalmış, çok kızıl bir gökyüzü ile de karşılaşabilirsiniz bizim gibi normal geceden maviye dönen aşırı sıradan birine de denk gelebilirsiniz. Buna rağmen yine de Angkor Wat’a mutlaka gün doğumunda gitmeniz gerekiyor. Biz gittiğimiz ilk gün bulutlu olduğundan, ikinci gün yine buraya geldik. Çünkü zaten diğer bütün tapınaklardan 2 saat önce açıldığından, uyku dışında bir zaman kaybınız olmuyor.

Gün doğmadı..

Yolun sol ve sağ tarafı olmak üzere 2 adet izleme noktası var. Daha açılı olduğundan en kalabalık olanı sol taraf. 2017 yılında bu kalabalıktan pek verim alamadığımızdan, bu sefer sağ tarafı tercih ettik.

Sol taraf
Sağ taraf
Sağ taraf

Gelelim gün doğumu izleme noktasındaki çılgın turist ve gereksiz Çinli yığınına. Aslında onlar için gün doğmuş, doğmamış pek de önemli değil. Tripodu ve makineyi timelaps için hazırlayıp, gerekli önlemleri aldığınızı düşünebilirsiniz. Fakat şu 21.yüzyılda hala Çinlilere bir çare bulunabilmiş değil.

Gün doğumuna çok beklentiyle gitmeyin ama yine de bu tecrübeyi yaşayın. Gittiğiniz gün bulutluysa, ertesi gün bir daha gidin. 06:30’da güneşin doğmaya başladığını düşünürsek, ona göre çekim planınızı yapıp, herkes doğumu izleyedururken siz tapınağın iç kısımlardaki güzellikleri en ince ayrıntısına kadar ittirilmeden inceleyebilir ve güzel kareler yakalayabilirsiniz. Tapınakları gezmeniz ve tuk-tukçunuzun yanına dönmeniz maksimum 1 saat sürecektir.

Angkor Thom

Angkor Wat’dan sonra bir başka tapınaklar kompleksi Angkor Thom geliyor. Khmer dilinde ‘büyük şehir’ anlamına gelen Angkor Thom’u, birden fazla tapınaktan oluşan bölge gibi düşünebilirsiniz. İçindeki tapınaklar: Bayon, Baphoun, Phimeanakas, Terrace of Elephants (Filler Terası) ve Terrace of Leper King (Cüzzamlı Kral Terası).

Alanın birkaç girişi var; en etkileyici olanı ise ‘Zafer Kapısı’. Geniş bir suyolu üzerinde taştan bir köprü olan bu yolun kenarlarında sağlı sollu 54 heykel bulunuyor. Bir yılanı çekiştiren heykellerin güler yüzlü olanları iyiliği, asık suratlı ve çirkin olanları ise kötülüğü temsil ediyormuş.

Bayon

Angkor Thom deyince akla ilk gelen, gülen devasa yüzleri ile meşhur Bayon tapınağı.. 12 yüzyılın sonlarında yapılmış bir Budist tapınağı.

🙂

Kompleksin tam merkezinde bulunan tapınaktaki gülen yüzlerin 4 tarafta da olması kralın her yere hakim olduğunu sembolize ediyormuş.  Toplam 54 kule ve her kulede 4 tane olmak üzere toplam 216 gülücüklü surat sizi bekliyor.

Bu rakamlar tabi ki gelişi güzel değil. Khmer imparatorluğundaki 54 bölgeyi temsil ederken, gülücüklü suratlar Budizm’in temel motto dörtlüsü olan yardımı, şefkati, sempatiyi ve eşitliği temsil ediyormuş. Duvarlarındaki kabartmalarda genel olarak savaş anı, doğum anı, kutlamalar gibi ilginç betimlemeler yer alıyor. Bayon tapınağının üst katı dar olduğundan genelde çok kalabalık ve bunaltıcı olabiliyor. Toplam 1 saat süre size yeterli olacaktır.

Baphuon

Bayon’dan 10 dakika yürüyüş sonucunda, 11. Yüzyılda yapılmış, Hindu Tanrısı Shiva’ya adanan Baphuon Tapınağı’na ulaşıyoruz. Biz, Aztek ve Maya halkının yaptığı piramitleri andırmasını tabi ki de uzaylılara bağladık 😀 Fakat tapınağın bu şekilde olmasının rivayetine göre Hindularca kutsal sayılan Meru Dağı’nı simgelediği söyleniyor. Yapının büyük bir kısmı zaman içerisinde yıkıma uğramış ancak kalanlar yine de çok etkileyici. Kalıntıların arasında yatan Buda’nın hala yıllara meydan okurcasına yatışına şahit oluyorsunuz.

Phimeanakas

Baphuon’da Ormanın içinde yürüyüş yaparmış gibi bir havada dolaşırken karşınıza Phimeanakas Tapınağı çıkıyor. Bu tapınak da bize Chichen Itza’yı andırmıyor değil. Phimeanakas tapınağından sonra sırasıyla, filler, aslanlarla işlenmiş duvarlar ve heykellerle dolu olan Filler Terası ve Cüzzamlı Kral Terası’ nı da gezip Angkor Thom’u da geride bırakıyoruz.

Filler Terası

Gezerken hiç anlamıyorsunuz, fakat totalde sadece Angkor Thom için 3 saatlik vakit akıp geçiyor.  Tapınak girişlerinde hindistan cevizi, ananas gibi soğuk yenecek ve içecek şeylerin de yaygın olduğunu ekleyelim.

Angkor Thom kompleksi’nden çıktıktan sonra orman içinde, kimselerin uğramadığı ve  gözlerden kaçan yolun sağı ve solunda bulunan orman içinde Thommanon ve Chau Say Tevoda tapınakları mevcut, eğer enerjiniz varsa buralara da uğrayın.

Thommanon ve Chau Say Tevoda tapınaklarından sonra, yapımı yine 11. Yüzyılda başlamış ama bitirilememiş olan, en yüksek Angkor tapınakları arasında yer alan piramit şeklindeki tapınak olan Ta Keo geliyor. Bu tapınağa da tepesine in-çık en az 30 dk harcıyorsunuz.

Ta Keo

Ta Prohm

Doğanın gücünü iliklerinize kadar hissettiğiniz bu tapınak, Kamboçya denince akla gelen ikonik simgelerden birine ev sahipliği yapıyor. Tomb Raider filminin çekildiği yer olması nedeniyle de popüler kültürün oluşturduğu turist yoğunluğu sebebiyle birkaç noktada fotoğraf çekmek için uzun kuyruklar oluşuyor. Tabi açılma ya da kapanma saatlerinde giderseniz hem rahatça fotoğraf çekersiniz, hem de güzel ışık yakalamış olursunuz.

Tenha hali 🙂

Tapınağı sarmalamış dev bitkiler, duvarlardan, koridorlardan ve tavanlardan sarkan kökler ile kendinizi yüzyıllar boyu doğaya terk edilmiş bir biçimde ormanda kaybolmuş bir tapınağı bulmuş gibi hissedeceksiniz. Ağaçların yuttuğu bu tapınakta tenha bir köşe bulup uzanıp, taşın ve toprağın sesini duymaya çalışın. Artan yorgunluk ve dinlenme süreleri ile birlikte 1,5 saat ayırmanız yeterli olacaktır.

Banteay Kdei

Din adamlarının kalesi anlamına gelen bir kompleks. İçerik olarak da o kadar zengin olmadığından 30-40 dk da bitirirsiniz.

BÜYÜK ÇEMBER TURU (GRAND CIRCLE) 2.gün

Angkor Thom’un kuzeyinden doğuya doğru devam eden alanda yer alan tapınaklar, sırasıyla: Preah Khan, Neak Pean, Ta Som, East Mebon, Pre Rup, Srah Srang, Prasat Kravan, Phnom Bakeng (gün batımı):

Aslında 2. Günün sabahında da Angkor Wat’a gün doğumuna gidip, herkes gün doğumunu izleme yerinde yer kapma çabasındayken, tapınak iç kısımlarının boşluğunu değerlendirip rahatça gezebilirsiniz.

Preah Khan

Her turistik bölgenin parlayan bir yıldızı vardır. Angkor tapınaklarının, önünde fotoğraf çekinmek için birbirini yiyen yüzlerce insanın olduğu yıldızlarından biri hiç kuşkusuz ki, Ta Prohm. Ambiyans ve atmosfer olarak Ta Prohm’a oldukça benzeyen fakat gölgede kalmış Preah Khan tapınağının ise sonunda Ta Prohm’u aratmayacak ve dahası çok fazla ziyaretçisi olmadığından, fotoğraf çekmek için sıra beklemeyeceğiniz sessiz, huzurlu bir ortam yer alıyor.

Neak Pean

Khmer dilinde ‘dolanmış yılan’ anlamına gelen Neak Pean tapınağı bir ada içinde yer alıyor. Diğer tapınaklardan ayrılan yanı ise; tapınağa giden, göl üzerindeki tahtadan yapılmış uzun dar köprü, gölün içinden yükselen ağaçlar ve tüm bunların verdiği muhteşem dinginlik (eğer çevrede Çinliler yoksa).  Açıkçası sıradan bir çeşme görmek için o kadar yol yürümek bize biraz gereksiz geldi. Zaten yorulmuşsanız ve burayı pas geçerseniz gözünüz arkada kalmasın.

Ta Som

Toprakla birleşmiş kalıntı taşların, ağaçlarla birleşmiş tapınakların arasından geçerek yürüdüğünüz tapınak, yine ağaç kökleri ile sarılmış bir geçit ile son buluyor.

2 sene önce orada tanıştığımız bizi orayı gezdiren ve çok iyi anlaştığımız Lena yine oradaydı. İlk başta tanımadı, fakat eski fotoğrafı gösterince, eski muhabbetlere geri döndük 🙂

2017 senesinden

East Mebon ve Pre Rup

East Mebon ile Pre Rup, Angkor Wat’ın minyatür hali gibi.. Birbirlerine çok benzer tapınaklar olmalarının yanında diğer tapınaklardan ayıran özellikleri,  fazla popüler olmadığından huzurlu, sessiz ortamı, teras denilen üst kısımlara çıktığınızda karşılaşacağınız manzara, devasa aslan heykelleri ve gün batımı ile yine çok itiş kakış yaşamadan gezilebilecek tapınaklar olmaları.

East Mebon
East Mebon
Pre Rup

Prasat Kravan

“Sihirli Kılıç” anlamına gelen Prasat Kravan, Tanrı Vishnu kabartmalarıyla süslü bir Hindu tapınağı. Bu tapınağın bizim için bir anlamı var. O da 2017 yılında Angkor tapınaklarıyla tanışmamızı bu tapınakla yapmış olmamız. Ne biçim bir rota izlediniz? diyebilirsiniz. Cevaplar hazır. Bisikletliydik, lastik de patlamıştı, tamirci aradıktı, tapınağa girerken bilet almadığımızı fark etmiştikti, geri dönmüş ve geri gelmiştikti, sonra o lastik tekrar patlamıştı… Sözün kısası daha gezimize başlamadan 20 kilometre bisikletli yol çilemiz olmuştu. O yüzden bu tapınak bize dramı anlatır 🙂

Phnom Bakeng

9. yüzyılda yani, Angkor Wat’dan 2 yüzyıl önce yapılmış olan Phnom Bakeng tapınağını eşsiz kılan sanırım konumu. Çünkü kendileri bir tepenin zirvesinde.

Yarım saate yakın yokuş yukarı bir yürüyüş ile çıkılabilen bir tepede yer alıyor. En önemlisi gün batımı izlemek için turistlerin akın ettiği bir nokta olması. Güneş 17:40 gibi batmaya başladığından, gün batımını izlemek için bu tapınakta, saat 15:00 gibi konumlanmış olmanız gerekiyor. Çünkü içeriye sınırlı sayıda insan alınıyor. Gün batımlarında da tapınaktan insanlar ayrılmadığından içeriye alım olmuyor. Biz 16:00’da burada olmamıza rağmen önümüzde kuyruk vardı ve ilerlemiyordu. Beklemedik.

DIŞ BÖLGELER

Konum olarak Angkor tapınaklarına ve Siem Reap şehrine uzak olan birbirinden güzel tapınaklar var. Uzanamadığımız ciğer, bizim için mundardır demeden, bu tapınakların öne çıkanlarından bahsetmek istiyoruz.

Banteay Srei

Siem Reap’dan 35 km uzaklıkta bulunan Banteay Srei tapınağı bir kral tarafından yaptırılmamış olan tek tapınakmış. Bu tapınak diğer Angkor tapınakları gibi devasa olmaması, pembe taşlı duvarları, inci ince işlemeleri ve süslemeleri nedeniyle ‘kadınlar tapınağı’ olarak anılıyor.

Koh Ker

Siem Reap’in 120 kilometre kadar kuzeydoğusunda yer alan Koh Ker 10. yüzyılda Khmer İmparatorluğu’nun da başkentiymiş. İçerisinde küçük küçük bir sürü tapınağın kalıntıları olan genişçe bir kompleks. Bunlardan en etkileyicisi Prasat Thom piramidi.

Kendinizi Meksika’da maya kalıntıları içinde geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Özgün ve güzel bir yapı olmasına rağmen şehre uzaklığından dolayı çok turist ziyaret etmediği için kalabalıklardan ayrı, huzurla gezebileceğiniz bir yer. Bu tapınağa sadece Angkor Pass biletiniz ile giremiyorsunuz maalesef. Ekstra 10 USD vermeniz gerekiyor. Buna değiyor diyebiliriz.

Beng Mealea

Siem Reap’ın 70 kilometre doğusunda yer alan Beng Mealea, ormanın içinde neredeyse kaybolmuş bir yapı. Bu tapınağa da sadece Angkor Pass biletiniz ile giremiyorsunuz. Ekstra 5 USD vermeniz gerekiyor. Buna değmiyor diyebiliriz. Çünkü aynı çeşit yığınla tapınak var.

Roluos Tapınakları

Siem Reap şehir merkezinin 12 kilometre doğusunda Preah Ko (bölgede yapılan ilk tapınakmış), Lolei ve Bakong adında Mısır’daki Gize piramitlerini andırır vaziyette konuşlanmış bir kompleks. Angkor tapınaklarındaki yapılar kadar önemli olmadıkları için biz gitmedik, sadece ismen tanıdık kendilerini.

Yüzen Köyler

Angkor Tapınakları’ndan sonra Siem Reap’da bir başka ‘olmazsa olmaz’ aktivite ise Tonle Sap Gölü’nde yer alan yüzen köylere gitmek. Aslında gölde birçok köy var ve hepsinin özellikleri de farklı. Tüm hayatını bu gölün üzerinde geçiren, hem yıkanma hem de yıkama gibi tüm işlerini ve geçimlerini gölden sağlayan yerlilerin hayatlarına tanık oluyorsunuz.

Sadece tur ile gidilebilen bölgede, nehirde yapacağınız bot turu ve köy gezme aktivitesine 30 USD civarında bir fiyat istiyorlar. Pazarlıkla 20 USD’a kadar indirebiliyorsunuz. Biraz turist tuzağı diyebileceğimiz bir durum var. Söylenenler, bu paranın bir kısmının oradaki yoksul halka aktarıldığı, okullar için harcandığı yönünde olsa da, okulların ve orada yaşayan halkı görünce anlıyorsunuz ki, birileri bu işten çok iyi para kazanıyor, fakat yerel halk değil. Öne çıkan 3 tane yüzen köy var: Chong Khneas, Kampong Phluk ve Kompong Khleang.

Yüzen köylerin ortak özelliği okulların, yaşam alanlarının ve binaların ahşap direkler üzerinde inşa edildiği ve muson yağmurları zamanında yüzüyormuş gibi görünmeleri.

Chong Khneas : Siem Reap’e en yakın yüzen köy olduğundan en çok ziyaretçi çekeni.

ÖNERİLER

  • Aynı tuk-tukçu ile tek gün yerine 2 ya da 3 günlük anlaşmanız fiyat kırma açısından daha mantıklı olabilir. Günlük maksimum 17 USD, 2 günlük anlaşırsanız da maksimum 30 USD verin.
  • Güneş kremi, su hayati şeyler. Terleyeceksiniz, bu bir gerçek. Üstünüz başınız buna hazırlıklı olmalı.
  • Ayarladığınız tuk-tukçu ve tuk-tukun fotoğrafını çekin. Tapınak çıkışı buluşamama olayında buluşmanızı kolaylaştırır.
  • Gelenlerin %90’ı aynı rotayı uyguluyor olacak. Aynı saatte hep aynı kalabalık ile aynı tapınaklarda karşılaşacaksınız. Bunun önüne geçmek sizin elinizde. O da kendi rotanızı oluşturmanız. Mesela sabah Angkor Wat’ta gün doğumu sonrası herkes Angkor Thom’a geçerken siz, tersi istikamette sırasıyla Prasat Kravan, Banteay Kdei, Ta Prohm, Pre Rup, East Mebon, Ta Som, Preah Khan, Angkor Thom ve gün batımı için de Phom Bakheng’e uğramalı bir rota yaparsanız, ikonik alanlarda huzurlu fotoğraflar çeker, itişmeli kakışmalı yürüyüşlerin ve enteresan varlıklar olan Çinlilerin önüne geçmiş olursunuz.
  • Tuk-tukçu sizi gezdirmesin. Siz tuk-tukçuyu gezdirin. En azından tapınak isimlerine ve rotalara aşina olun.
  • Konakladığınız yerde kahvaltı dahil ise, gün doğumuna Angkor Wat’ a gidecekseniz, bir gece öncesinden sabah için kumanya talep edin.
  • Maymunları beslemeyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir