KAMBOÇYA

SIEM REAP – BU ŞEHİRDE UYKU YOK!

KAMBOÇYA İÇİN GENEL BİLGİLER

Eski adı Khmer Cumhuriyeti olan ülkenin şimdiki adı Kamboçya Krallığı. Kamboçya halkına Khmerliler deniyor. Kamboçyalılar diye bir tabir yok. Kamboçya bayrağı, üzerinde Angkor Tapınaklarının resmini taşıması sebebiyle dünyada üstünde yapı resmi olan tek ülke bayrağı.

Kamboçya’yı hem deniz-güneş turizmi, hem tarih-tapınak turizmi, hem de yağmur ormanları-doğa turizmi açısından her seçeneği barındırması ve kendine has mutfağının olması sebepleri ile Meksika’ya benzetirsek, ‘yuh yok artık’ karşılığını almayız diye umuyoruz.

Vietnam savaşı sonrası, ‘filler tepişir, çimler ezilir’ misali dış güçlerin iç işlere müdahalesiyle, 1975-1979 tarihleri arasında iktidara gelenler (ya da getirilenler) kafa yapıları gereği, ülkede yeteneği, mesleği, eğitimi hatta her hangi bir konuda düşüncesi dahi olan herkesi ve bu kişilerin bebeklerini, çocuklarını (öç alınmasın diye) soykırmış. Yani kendi kendini soy kırmış bir ülke Kamboçya. Anlayacağınız, ülkede herkes yakın geçmişte ciddi bir travma yaşamış. Bunu yüzlerinde de görebiliyorsunuz.

1) Nasıl gidelim?

Kamboçya’ya Türkiye’den direkt uçuş bulunmuyor. Dolayısıyla şuradaki yazımızda anlattığımız gibi, aktarmalı uçuşlar ya da farklı havayollarının kombinasyonları ile, ülkede sadece 3 adet (Siem Reap, Sihanoukville ve Phnom Penh)  bulunan uluslararası havaalanlarına uçuş aratabilirsiniz. Phnom Penh başkent olduğundan en işlek ve en sık uçuşlar buraya oluyor, yani fiyatı en uygun burası olacaktır. Kendinize buradan başlayan bir rota oluşturabilirsiniz. Tabi yağmur sezonunda fiyatlar düşük olacağı için, bu sizi yanıltmasın. Kuru sezonda gitmeye dikkat edin.

İkinci seçenek ise Bangkok üzerinden gelmek. Biz şu yazımızda Bangkok’dan nasıl geldiğimizi anlatsak da, bu kadar maceraya gerek yok derseniz yine Bangkok’dan Siem Reap’a ya da Phnom Penh’e uçak tercihi masada olsun. Tek yön fiyatları 40 ile 70 USD arasında değişiyor.

2) Ne zaman gitmeyelim?

Kamboçya sene boyu sıcak, tropik ve yağışı bol bir ülke. Yıl boyu sıcaklık 20 derecenin altına düşmüyor. Kasım-nisan ayları arası en az yağış alan zamanlar. Gitmek için ideal aylar şubat mart ayları diyebiliriz. Mayıstan başlayarak eylüle kadar olan dönemde yağışlı ve ülke geneli topraklı bir yapıda olduğundan çamurlu dönem diyebiliriz.

3) Döviz kuru

Kamboçya’nın para birimi ‘riel’ ve 2019 itibariyle 1 USD = 4.000 KHR. 2017’de de aşağı yukarı böyleydi. Yani kurları çok değişkenlik göstermiyor.

Ülkenin para birimi riel olsa da, herkes USD kullanıyor. Hatta market raflarında, restaurant hesaplarında hep USD yazıyor.  Yani yanınıza dolar alın yeter, riele çevirmenize gerek yok.  Genelde para üstünü riel olarak alırsınız. Ama ne yapacağım ben bu rielleri diye düşünmeyin. 4000 riel 1 dolar olduğundan, markette fiyatı 2 dolar yazan herhangi bir şeye kasada 1 dolar ve 4000 riel olarak kombinleyip verebilirsiniz. İki para biriminin de kullanımı rahat, bir Küba karmaşası yok. Siz yine de Kamboçya’ya gelirken olabildiğince bozuk (20’lik 10’luk 5’lik) dolarla gelin.

4) İnternet

Bangkok’dan Siem Reap’a gelirken yolda dinlenme tesisinden 8 USD verip, SMART operatöründen sınırsız internet almıştık. Kamboçya’nın genelinde çok memnun kalmıştık. Hızı gayet iyiydi, Kamboçya’nın güneyi Koh Rong adasında dahi işimizi görmüştü. Nerede bulacağım derseniz, her yerde adım başı bulabilirsiniz.

5) Sağlık

Kamboçya’ya giderken yaptırılması zorunlu bir aşı bulunmuyor fakat yine de tedbirli olacağım derseniz, yaptırabileceğiniz aşılar var. ‘Tavsiye edilen aşılar nelerdir?’ öğrenmek isterseniz şuradan kontrol edebilirsiniz. Biz herhangi bir aşı yaptırmamıştık.

6) Vize (Ayak bastı parası) var.

Kamboçya’ya girebilmek için vize gerekiyor. İyi haber şu ki, aslında gereken şey vize değil, para.  Şu yazımızda da anlattığımız üzere vize işi formaliteden ibaret. Önceden bir şey yapmanıza gerek yok. Sınır kapılarından ya da havaalanlarından alabiliyorsunuz.  Bir başvuru formu dolduruyorsunuz, bir de fotoğraf.  Yanınızda fotoğraf yoksa 2 USD karşılığı hallediyorlar.

Vize ücreti kişi başı 2017 yılında 30 USD idi. 2019’da 35 USD verdik. Nakit olarak alıyorlar. Ülkeye nereden ve nasıl giriş yaparsanız yapın, vize için 40 USD üstü isterlerse bir gariplik vardır. İtiraz edin ve ödemeyi sadece USD olarak yapın.

7) Drone konusu

Tapınakların hepsinde drone uçurmanız yasak ama illa orada uçurmalıyım diyorsanız özel izin gerekiyor. Uğraşacağım diyorsanız, Angkor Tapınakları için bilet alma yerinin yan binasında ‘APSARA National Authority’ adı altında Angkor Arkeolojik parkı koruma ve kollama işlerini yürüten birimden izin almanız gerekiyor.

Kimse görmeden uçururum ben derseniz de, biz denedik. 2017 yılında ki ilk Kamboçya tecrübemize güvenerek, ‘ne olacah yaaov, uçururum ben, kimsenin ruhu duymaz’ dedik. O işin 2019 yılında öyle olmadığını anladık 🙂 Adım başı görevli var. Her kuytu köşeden görevli çıkıyor. O yüzden tapınaklar bölgesinde dronu çantadan dahi çıkartamadık.

SIEM REAP

Khmerliler, altın zamanında, Siamlı olan Taylandlıları bu bölgede yenmeleri üzerine, şehre ‘Siam yenildi’ anlamına gelen Siem Reap ismini vermişler.  Genelde halkı gaza getirmek için cesaretlendirici isim konulur, Şanlıurfa, Kahramanmaraş gibi, ama demek ki zamanında Siamlılarla araları o kadar çekişmeliymiş ki aldıkları şehre isim verirken bile giydirmişler…

Siem Reap, dünyanın her yerinden milyonlarca gezgini bir mıknatıs gibi çeken Angkor tapınaklarından dolayı Kamboçya’nın en önemli ve en turistik şehri. Hatta ‘tapınaklara yakın bir yerde turistler için bir şehir kuralım’ demişlerde, öyle kurulmuş gibi. Şehir merkezi Sivutha Bulvarı etrafında şekillenmiş. Gece hayatı, parti hostelleri, kafeler, barlar, gece pazarları, restaurantlar bu bölgede yoğunlaşmış durumda. Sabahın ilk ışıklarına kadar eğlence devam ediyor. Zaten genelde buraya gelindiğinde yapılacak ilk aktivite olan Angkor Wat’da gün doğumu izlemek için herkesin 04:00’de yola koyulduğunu da düşünürseniz, Siem Reap’a uyumayan şehir demek yanlış olmaz.

Gecenin 03:00-04:00 civarları

Siem Reap’ı 2017 yılında turizmi en saf haliyle yaşayan bir şehir olarak görmüş olsak da, 2019 yılında, tapınaktaki görevlilerinin, ‘ikinizin fotoğrafını çekebilirim’ dedikten ve çektikten sonra, ‘fotoğrafınızı çektim 1 USD verirsiniz artık, keh keh’ gibisinden para istemeleri ve bunu neredeyse her tapınakta yaşamamız, bu saflığın giderek yok olduğunu gösteriyor. Ancak dünyanın her gün yoğun turist alan fakir bölgelerinde bu bozulmayı normal karşılamak gerek.

Ne kadar zaman ayırmalıyım ?

Yayıldığı alan düşünüldüğünde sadece Angkor Arkeolojik Parkı en az 3 günde gezebileceğiniz büyüklükte ve zenginlikte bir bölge. Yüzen köyler, gece hayatı gibi şehirdeki diğer aktiviteleri de göz önüne alırsanız koştur koştur yapmadan, yorulmadan 5 gün, Siem Reap için ideal zamandır diye düşünüyoruz. Biz 3 gün ayırmıştık. Yorgunluktan ötürü yapamadıklarımız çok oldu, yani yetmedi.

ULAŞIM

Siem Reap’da havaalanından şehre ulaşım için tuk tuk kullanabilirsiniz. Biz şehir merkezinden havaalanına 5 USD vererek gitmiştik. Booking.com gibi konaklama sitelerinden konaklamanızı ayarlarken pek çok tesisin ücretsiz transfer hizmeti de bulunduğunu göreceksiniz. Eğer seçtiğiniz yerin böyle bir hizmeti varsa, iletişime geçip şehre geleceğiniz saati ve uçuş numaranızı söylerseniz sizi almaya birini gönderirler.

Şehir içinde bisiklet ve motor kullanımı çok yaygın, herkes motorla geziyor, hatta küçücük çocukların bile sırtlarında çanta üzerlerinde üniforma ile motorla okullarına gittiklerini çok gördük. Şehir fazla büyük olmadığı için rahatlıkla motor ya da bisiklet kiralamayı düşünebilirsiniz. Tabi bir de Asya’nın olmazsa olmazı tuk-tuklar.. Tuk-tukçulara acımayın çirkeflik yapın, kesinlikle söyledikleri fiyatı 4 te 1’ine çekebiliyorlar.

Şehirlerarası ve çevre ülkelere giden otobüsler çok yaygın. Bunlar için terminale gitmenize gerek yok, Sivutha Bulvarı’nda birçok otobüs firmasının bürosu mevcut.  Otobüs bileti alırken otobüsle, koltuklarla ve yolculuk süresi ile ilgili bilgi almayı unutmayın. Otobüslerin lükslük veya perişanlık durumlarına bir bakın. Çünkü bazı otobüsler iki katlı, alt katı penceresiz yani biraz basık ve klostrofobik gelebilir. Bazı otobüsler yataklı, gece yolculuğu için biçilmiş kaftan. Fakat yatakların uzunluğu, boyunuz 1,50 cm olsa ve cenin yatsanız dahi sığamayacağınız büyüklükte (abartı var!)

KONAKLAMA

Kamboçya denilince bilmeyen için, herkesin aklına gelen pislik, güvensizlik vs gibi olumsuz şeyler. 2 kere bulunmuş olarak bunların ne kadar yanlış olduğunu ısrarla belirtmek isteriz. Bizce burada yıldızlı otel lüksü aramayın. Bu atmosferi yaşayın. Günlük hayatı yaşamak için merkezde vakit geçirmeniz gerekiyor. Bu yüzden kalacağınız yeri seçerken merkeze kolay ulaşıyor olmanız lazım.

Şu bir gerçek ki son zamanlarda konaklanacak mekan sayısında çok artış var. Şaşırtıcı olan ise bu yerlerin modern konsepti. Neredeyse her hostelin havuzu var ve standartları, fiyatlarının yanında çok yüksek. Konaklanacak mekanların genelinde ayakkabılar ve terlikler dışarıda bırakılıyor. Ülkede her şeyin sürekli değişim içinde olmasından dolayı, gün geçtikçe her şey turistlerin, gezginlerin daha rahat etmesi için değişiyor. En düşük gecelik ücretlerin 1 USD (hostellerde yatak) başladığı şehirde, geceliği 100 USD üstünde bir fiyata çok yıldızlı otel zincirlerinde de kalmak mümkün.

Seçkin, 2017 yılında gece pazarının yanı başındaki Ayvalık Hostel’de dört kişilik odaya geceliği 3 USD vermişti. 2019 yılında bu hostel tadilatta olduğundan ve sahibi Ender Abla Türkiye’de olduğundan önünde fotoğraf çektirip ona yolladık 🙂

Bütçesi yüksek olan gezginlere biraz daha lüks otel ve restoran seçeneklerinin bulunduğu, şehir merkezini Angkor tapınaklarına bağlayan Charles De Gaulle Bulvarı ve The Old French Quarter çevresine bakmalarını öneririz. Bu bölge, büyük zincir otellerden tutun da, butik konaklama seçeneklerine kadar her beklentiye cevap verse de bizim tercihimiz, gençliğin kalbinin attığı, gece hayatı ve parti hostellerinin bulunduğu Sivutha Bulvarı çevresi. Siz oraya keşfe geldiniz, yan gelip yatma işini deniz kenarında yaparsınız. Biz hem Sivutha Bulvarı hareketliliğinden kopmamak, hem de dinlenmek için bu caddeye bağlanan BBU sokağında yer alan şu tesisde kaldık. 3 gece için 48 USD ödedik.

Eğer bizim gibi, kahvaltılı bir konaklama tercihiniz olursa, sabah Angkor Wat’da gün doğumunu izlemek için erkenden yola koyulup kahvaltıyı kaçırma durumunuz olursa, bir önceki geceden, o gün için kumanya talep edebilirsiniz. Herkes öyle yapıyor. Kumanyaları Angkor Wat’da gün doğumunu izlerken yersiniz, yalnız maymun iştahlılara dikkat !

YEMEK

Herkes gelmeden önce illaki bir düşünür. ‘Kamboçya’da yiyecek bir şeyler bulabilir miyim?’ diye.. Yerel yemekleri midesinin kaldıramayacağını düşünenler için her yerde pizzacı bulmak mümkün. Bunun yanında, Sivutha Bulvarında bulunan Burger King ve KFC gibi alternatiflerde midesine güvenmeyenlerce tercih edilebilir. Fakat bizim amacımız, midemiz bozulacaksa da son damlasına kadar değişik yerel lezzet peşinde koşmak.

Khmer mutfağının tipik menüsü aslında, içinde bir sürü şey olan çorba, pirinç, balık ve genelde sebzelerden oluşmakla birlikte, Thai ve Vietnam mutfağının etkilerini de görülüyor. Pişirme şekilleri ve soslar açısından benzerlikler çok. Herhangi bir restauranta ya da bir kafeye oturup, önünüze menü gelince uzun süreli bakışmalar yaşayacaksınız, hazırlıklı olun. Ne olduğunu bilmediğiniz değişik değişik isimler.

Khmer mutfağının yıldızı, muz yaprakları arasında pişirilmiş bir balık yemeği olan Amok Fish diyebiliriz. Amok, balığın adı değil, köri benzeri Kamboçya’ya özgü bir baharatın adı. Bu yemeğe katılan diğer ilginç bir içerik ise üzerine dökülen hindistan cevizi sosu. Amok’un sunumu da muz yapraklarından yapılı bir yuva içinde servis ediliyor.

Amok Fish

Meşhur çorbasının ismi Samlor Machu Trey. Tatlı ekşi tadıyla, içinde yine balık parçaları bulunuyor. ‘Ben çorbamı noddlesız’ ya da ‘daha karışık olmadan içmem’ diyenler için de önerimiz: Nom Banh Chok.

Denediğimiz bir diğer yiyecek ismi ise Lok Lak. Küp küp kesilmiş bir et yemeği. Dana ve domuz eti seçeneğinizi belirtmeniz gerekiyor. 

Etli veya tavuklu yemek olan, menülerde Cambodian Curry ya da Khmer Red Curry adıyla bulunan yemek, biraz tencere yemeğini andırsa da değişik bir yemek olarak denenebilir.

Cambodian Curry

Ağır yemek yemekten sıkıldım diyen için de, limonla marine edilmiş, yöresel sebzelerle ve köri sosuyla donatılmış biftekli salataları var. İsmi Lap Khmer.

Lap Khmer

Tatlılara gelecek olursak. Özet olarak ülkede en çok olan iki şeyi karıştırmışlar: Tropik meyveler ve pirinç. Mesela Kuay Namuan isimli tatlıda hindistan cevizi sütüyle pişirlen muz. Yine Hindistan cevizi ile yapılan bir muhallebi olan Coconut Custard, cheese cakein Hindistan cevizi versiyonu diyebiliriz. Herhangi bir butik kafeye girdiğinizde bu tarz değişik yöresel ve görsel tatlılara ulaşmanız mümkünken, bir de sokak tatlılarını da deneyimlemeden geçmeyin.

Neredeyse her sokakta çeşit çeşit sokak yemekleri satılıyor. Mesela yine ülkeye özgü yapılan Twa Ko isimli sosisi deneyebilirsiniz. Kokusunu sevdiklerinizin tadına mutlaka bakın.

Asya mutfağında sokakların olmazsa olmazını es geçmeyelim :

Bir de bütün bunların yanında, denemeden dönmeyin diyemeyeceğimiz, içinde yılan, akrep (en tanımlayabildiğimiz bunlardı) olan bildiğimiz turşu gibi yapılmış likörümsü şarapları var.

Normal şeyler de yok değil..

ALIŞVERİŞ

Buralarda gece pazarları oldukça yaygın ve Bangkok’daki gibi şehrin dört bir yanına dağılmış değil. Aynı gün içerisinde hepsine rahatlıkla uğrayabilirsiniz. Her türlü giysi, yiyecek, hediyelik alışverişinizi bu pazarlardan yapabilirsiniz. Tişörtler, gömlekler, pantolonlar 1-2 USD, dahası fazla alımlarda ciddi indirim yaptırabiliyorsunuz. Sonsuz pazarlık etme şansınız var. Ayrıca bu pazarlar yerel halkla kaynaşmak için en ideal noktalar.

Siem Reap’taki pazarların çoğu Sivutha Boulevard çevresinde ve Pub Street’in yan tarafında yer alıyor. Psar Chas Old Market, Night Market, Central Market, Siem Reap Art Center Market, Angkor Night Market gibi birbirine oldukça yakın farklı pazarlar var.

GECE HAYATI

Gece hayatının kalbi Pub Street’te atıyor.  Yalnız önemli bir nokta var! Google haritalarda ‘Khmer Pub Street’ adıyla bir sokak daha var. Burada genelde az sayıda yerel eğlence ve karaoke barlar ve yerel restaurantlar mevcut.

Bizim bahsedeceğimiz yer, Street 08 olarak geçen Pub street. Mekanların birbirine yakınlığı nedeniyle ‘bir burada eğleneyim, bir orada eğleneyim’ durumu mevcut. O kadar eğlence vadeden yer varken, bir yere takılı kalmazsınız diye düşünüyoruz. Buradaki en popüler barlar Angkor What? Bar ve hemen karşısındaki Temple Bar.

Angkor What? terasından..

Bir de Bar Street’in uzantısı olan ve gözlerden kaçan ‘Little Pub Street’e mutlaka bakın. Çünkü orada da biraz gözlerden uzakta karşılıklı barlar bulunmakta ve çok güzel sokak partileri düzenlenmekte. Gece parlayan boyaları suratınıza bir sürün ve partilere hazır olun. Reggae, pop, rock hepsi yan yana. Ayrıca yine bu sokağın sonunda Barcode isimli LGBT barı da bulunmakta.

Mekan olarak da yine Sivutha Bulvarı ile Pub Street’in kesiştiği yerde bir rooftop barı olan X Bar ve yine bu caddede, biraları 2 USD olan ve yanında shot hediyesi olan YOLO Bar var, mottosu You Only Live Once (YOLO). 

Bizce en eğlenceli olan yer ise Pub Street’i kesen sokaklarda yer alan tuk-tuk barlardı. Tuk-tukları renkli ışıklandırmalarla disko-bara dönüştürmüşler ve önlerine birkaç sandalye atmışlar. Hepsinde birer lap top ve kulak delici hoparlörler bulunuyor. İçki içenler kendi şarkılarını Youtube’dan açıp çalıyorlar. Youtube’dan çalınan şarkıya çevredeki gençler toplaşıyor, hooop alın size hiç yoktan bir parti ortamı. 2017 yılında bu ortam Pub Street’in yan sokaklarını canlandırsa da 2019’da kıyıda köşede yer verilmiş. Çünkü insanlar barların içine girmektense bu tarz yerleri daha eğlenceli bulduğundan, bar sahiplerince yerleri değiştirilmiş. O biraz hayal kırıklığı yarattı.

Barlarda ‘Draft beer’ olarak sunulan biralar 0,50 USD, fakat o istediğiniz bira tadını pek de alamıyorsunuz. Sanki biraz su katılmış gibi. Bu sokak arası barlarda, 0,50 USD’a biranızı içerken bar önünde akvaryum gibi duran havuzcuklara ayağınızı sokup masaj da yaptırabiliyorsunuz.

Bunun için yine marketlerde 0,75 USD ya da 1 USD’a Angkor, Anchor, ABC, Cambodia, Klang, Tiger, Kingdom,  Ganzberg vs… bir sürü değişik ve güzel bira çeşitleri mevcut. Pub Street’in girişindeki, önünde dönerci abiler olan marketten, abilere selamı çakıp, bira alabilirsiniz. (Bu arada gerçekten çevrede yerleşik, dükkanı, satış standı olan çokça Türk görecek, duyacaksınız). Ayrıca başınız sıkışırsa bu abilerden yardım alabilirsiniz.

Gece eğlendiniz geç saatte döndünüz. Eğer hostelde kalıyorsanız, sizi bir parti ya da havuz başı partisi bekliyor olabilir. Çünkü hostellerin genelinde parti hostel konsepti var. Saat 04:00’de yatıp, gün doğumunu Angkor Wat’da izlemek için 04:45 de kalkmaya hazırlıklı olun.

Bunların yanında, yol üstünde Palm Conteiner Night Market ve Boxville adında konteynır tarzı bar gibi eğlence alanları gördük. Fakat buralara gitmek için zamanımız olmadı.

Şu bir gerçek: Siem Reap insanı yoruyor 🙂

BİR ÇİFT CİDDİ SON SÖZ

Her gittiğimiz ülke sonrası, ayrıldıktan sonra kendimize iki soru soruyoruz. ‘Sınırlı yıllık izinlerin varken, bu ülkeye tekrar gelir misin?’ ve ‘işi gücü bırakıp ‘sadece’ gezmeye başladığında en fazla kaç ay kalırsın?’ Kamboçya için aklımızda çok olumlu cevaplar var..

Herkesin kafasındaki ilk soru işaretinden biri olan konuyu sona bıraktık :

Kamboçya güvenli mi?

Kötü bir tecrübe yaşamamış biri için bu sorunun cevabı çok açıktır.  Kamboçya ve özellikle Siem Reap şehrinin ekonomisi tamamen turizm üzerine kurulu. O yüzden bu soruyu hakkıyla cevaplayabilmek için, yerlilerin yaşamına ve hislerine inmeniz gerekir.

Gittiğiniz yerlerde, yerel insanın yaşamını hissedebilmek için, turist gözlüğünüzü çıkarıp, çıplak gözle güneşe bakmak gerekiyor. Bunun için de biraz arka sokaklara girmiş, çamurlara basmış, yatak dedikleri süngerin üzerinde yatmış ve en önemlisi paranızın kalmadığı anda, o insanların size olan davranışlarını gözlemlemiş olmanız gerekiyor. Turistik olmayan yerlerinde tabi ki ingilizce bilme oranı çok düşük ve buralarda işaret ve beden dili üzerinden anlaşmanız olası. İşte o zaman anlıyorsunuz ki, bu insanlar size, sadece turist olduğunuzu bildiklerinden iyi davranmıyorlar.  Kültürleri ve yaşamları o şekilde. 40 sene önce soy kırım travması yaşamış olsalar dahi, sonraki nesillere, nefretten arındırılmış iyiyi, umudu, şefkati ve toleransı geçirdiklerini görebiliyorsunuz.

2017 ve 2019 Kamboçya gezimizden geride kalanlar: Tapınaklar, 7/24 partiler ve en önemlisi suratlarının hüzünlü fonunda sürekli gülen insanlar..

KAMBOÇYA GECE HAYATI – Ankara havası çaldık, Durian meyvesi yedik! – SIEM REAP 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir