KÜBA

KÜBA 2 – GERÇEKLER ÜLKESİ

İşler değişmeye başlamışken gideceklere bir uyarılar silsilesi hazırlayalım dedik. Çünkü, yıllarca hayallerini kurduğunuz Küba’ya büyük beklentilerle gidip, sonra hayal kırıklığına uğramanızı istemeyiz. Bu yazıda çıtanızı biraz düşürelim ki, gittiğinizde hayal kırıklığı yerine, daha çok tatminlik yaşamış olun.

+ Kalabalık uyarısı: 1 Mayıs, Noel ya da Çin’in yeni yılı gibi tatil dönemlerinde gitme gibi bir düşünceniz varsa, iki kere düşünmenizi öneririz. Zaten Küba dünyanın en turistik adası olduğundan, normal halinde bile, bazı sokaklarda öbek öbek tur kalabalıkları gezinizi zorlaştırabilir.

+ Elektrik uyarısı: Priz girişleri Türkiye’den farklı. ABD tarzı priz girişleri var, ona göre priz çevirici edinin.

+ İnternet uyarısı: İnternet var. Fakat kullanabilmek zahmetli ve pahalı. Resmi olarak ETECSA denen, devlete ait telekomünikasyon kuruluşundan aldığınız kartlarla ve şehirlerdeki belirli alanlarda kullanabiliyorsunuz. Kaçak olarak da zaten hangi yerel vatandaşa sorsanız, ‘ben sana satarım dostum’ deyip, kartı size normal fiyatından 3-5 kat fazlasına okutmaya çalışır. Kartlar GB olarak değil, saatlik olarak satılıyor. Örneğin, 1 saatlik kart aldınız. 20 dakika kullandınız. Kalan 40 dakikayı ileriki günlerde kullanabiliyorsunuz.

Ama ETECSA’nın önündeki kuyrukta bekleyerek saatleri harcayacağınıza, karaborsa fiyata internet almayı düşünebilirsiniz. Şifreyi, şehrin merkezi yerlerinde bulunan ETECSA noktalarındaki wifilara bağlanmak için kullanacaksınız. Elinde telefon sabit duran bir sürü insan görürseniz, orası bir ETECSA noktası demek. Bizce internete gerek yok. Lakin, acil gereksinim olduğunda ya da ‘ben internetsiz yapamam arkadaş’ derseniz, şuradan Tripadvisor’ın, Küba’nın bütün şehirlerinde yer alan ETECSA adreslerinin listesinin bir çıktısını almanızı öneririz.

Bizce, tatile gelmişseniz, onu anı anına yayınlamayı sonraya bırakın. Biraz iletişime kapalılığın tadına varmaya çalışın.

İnternet olmadığı için lokasyon bulma konusunda, seyahatten önce maps.me aplikasyonunu indirir ve gideceğiniz şehirlerdeki gezeceğiniz noktalara önceden işaret bayrakları koyarsanız, yön bulma açısından çok rahat edersiniz. Aynı zamanda günün rotasını ve planlamasını daha rahat yapmış olursunuz.

+ Stok uyarısı: 2015 yılında tek tük olan süpermarket kültürü, yeni yeni yaygınlaşmaya başlamış.  Özellikle Havana’daki Galiano ve Padre Varela caddelerinde bolca bulunmakta. Raflarda istediklerinizi bulabilirseniz, buralardan stok yapmanızı öneririz. 2017’in sonlarında orada bulunduğumuzda pos cihazları kasalarda yerlerini almıştı. Fakat tabi ki çalışmıyordu(!!!).

Küba’da stok yapılası en ucuz şey ROM!

+ Sosyolojik uyarılar :

İnsanlar, bahşiş uğruna, gülmeye çalıştıkları maskelerinin ardında yaşam ve geçim savaşı veriyor. Onlara, binalar ve arabalar aynı maske ile eşlik ediyor.

Havana’daki Hermanos Ameijeiras Hastanesi’nde doktorluk yapan biri ile tanıştık. Ayda USD bazında 25-30 USD kazandığını, eti, yumurtayı kaçak olarak aldığını söyledi ve bize puro almak istersek, çok uyguna bulabileceğini belirtti. Çünkü, kaçağını bulup, 1’e alıp, bize 5’e satacaktı. Havana’dan sonra hangi şehre geçeceksek, işten izin alıp bizi cüzi bir miktara götürebileceğinin teklifini de aldık. Bu şekilde kendine, girişimci ruhu ile turist üzerinden ek fırsatlar çıkarmaya çalışan bir doktorken, diğer sektörlerin durumunu dramatize etmeye gerek yok diye düşünüyoruz. Özellikle garsonluk, barmenlik yapan ya da müzik grubu kurup, kafe kafe dolaşan klasikleşmiş Küba playlisti çalan, saygın meslek sahipleri var. Çünkü turistlerden CUC olarak alınan bir günün bahşişi neredeyse 1 aylık maaşları.

Karne sistemi ile halkın yumurta, şeker, et, fasulye, un gibi temel ihtiyaçları karşılanıp, eğitim ve sağlık hizmetleri bedava da olsa, kazanılan 25-30 USD kimseye yetmiyor.

Şunu söyleyebiliriz ki, kavram olarak iki farklı Küba var. Biri Kübalı olmayan insanların düşüncelerindeki rüya Küba, yani tatil Küba’sı, diğeri de Kübalının Küba’sı (dünyası).

Daha gitmemiş görmemiş olmalarına rağmen, Küba’ya toz kondurmayanlar, gitseler dahi otellerde kalmış, 1 haftalık tur ile gitmiş (1-2 günü yol zaten), gezilerini otellerinden çıkıp tur otobüsleri ile yapmış olanlar, ‘Küba keşke değişmese, öyle kalsa’ derken; biz, İkinci Küba gezimizin ardından, Fidel öncesi ve sonrası olmak üzere toplamda 31 gün Küba halkı ile iç içe kaldığımız ve yaşadığımız için biraz ahkam kesmeye hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Yerel halkın yanında günlerce kalmış, onlarla ellerde karne, yumurta sırasında beklemiş, halkın geçinebilmek için yaptığı türlü yaratıcılık ve çakallıklara şahit olmuş olarak diyoruz ki, Küba halkı çok ısınmış ve artık fokurduyor. Dışarıdan gelen müdahaleler ve baskılar ile değil, kendi iç dinamikleri ile değişimi kucaklayarak karşılıyorlar. Değişim iyi mi olur yoksa kötü mü, bilemiyorlar, sadece artık bir şeyler değişsin istiyorlar.

Hangi şehirde kimin evinde kaldıysak, ilk muhabbet hep Fidel’i sistemi övücü sözlerle başlıyor ve vedalaşırken hep aynı son diyaloğu duyuyoruz: ‘Bu sistem sadece düşüncede güzel, uygulaması işkenceden farksız.’

‘Tatil için gidilen bir yer’ kavramının ötesine geçmek istiyorsak, Kübalıyı anlamak için, Küba’yı yaşamak için; insanların hassas olduğu noktalar olan, Küba’nın toplum düzeni üzerine sosyalizm, komünizm ya da ABD ve onun temsil ettiği görüşlere karşı oluşturulan kalkanımsı düşünceler topluluğunu bir kenara bırakmamız, objektif olmamız gerekiyor. Anca o zaman ‘ben Küba’ya gittim’ cümlesine bir anlam katabilirsiniz.

Devrimle büyüyen gençlik ve o nesil artık yok, onların yerini turist ile büyüyen ve turisti geçim kaynağı olarak gören bir nesil almış.

Halk tüccar olmuş, 1’e aldığını ya da devletten kaçırdığını, olabildiğince yukardan okutmaya odaklı. Bunun için de türlü güler yüzlülükler, samimilikler, aşırı yardımcı olmalar… Her samimi diyaloğun sonu para talebi ile sonlanıyor.

Ayşin’in ayakkabısı yarıldığından ayakkabı almak için küçük bir alışveriş merkezine girmek zorunda kaldık. AVM’ye torba, çanta gibi taşıma malzemesi ile girilmiyormuş. Güvenlik aşırı güleryüz ve naziklikle erimiş vaziyette, çantalarımızı girişte kendisine bırakmamızı istedi ve bıraktık. Ayakkabıyı aldık ve AVM’den çıkarken çantalarımızı almak için güvenliğin yanına gittik. Güvenlik arkadaş, çantalarımızı geri vermek için bizden bahşiş istedi. İlk önce anlamamış gibi yapsakda, cebinden bozukluk çıkarıp Ayşin’in eline koydu ve parayı tekrar kendi eline koymamızı istedi. Yani açık açık ‘bahşiş verme dersi’ aldık ayaküstü. Sonra aldık tabi çantalarımızı.

Fidel Castro’dan sonra, değişim talebinin farkında olan kardeşi Raul Castro’nun geçici yönetiminde, özel girişimciliğe izin veren bir yasayı çıkarması da, Çin Halk Cumhuriyeti gibi, devlet eliyle kapitalistleşme yolunda ilerleme sürecini yavaş  yavaş başlatmış. Neredeyse her sokakta yerler kazılmış, hafriyatlardan, tadilatlardan kapanan sokaklar mevcut.  Çöp konteynerleri ağzına kadar dolu toplanmıyor, insanlar kaldırımlara bırakıyorlar. Bir şeyler eksik ya da yanlış.

+ Turist = Ayaklı Banka algısı: Havana’ya Jose Marti Havaalanı’na iner inmez turist avı başlıyor. Bunca popülerliğe rağmen Havaalanı ile kent merkezi arasında ulaşım aracı yok.  Büyük ihtimalle olmaz çünkü, büyük bir taksi pazarı var, şoförler turistleri bekliyor. Biz, Küba’ya ikinci gidişimizde, havaalanı personelini taşıyan otobüse binmeyi zorlasak da, halk tarafından dahi taksilere yönlendirildik. Yarım saat sürecek bir yol için 25-30 CUC arası ücret ödüyorsunuz.

+ Havana dışındaki şehirlerde puro satan mağazalara dikkat !

Bu konuda özellikle Varadero ve Trinidad şehirlerinde karşılaştığımız Kübalı çakallığından bahsetmek istiyoruz. Küba’da bandrollü, yani resmi olarak satılan puro mağazalarında, hangi mağazaya giderseniz gidin her ürünün fiyatı ürünün altında yazar. Yazması gerekir çünkü, her yerde fiyat aynıdır, devletin tekelindedir. Eğer satılan puro paketinin yanı başında fiyat yazmıyorsa bir sıkıntı var demektir. Bu sıkıntıyı PURO FİYATI DENEYİ ile sizlerle paylaşmak istedik.

PURO FİYATI DENEYİ: Şu fotoğraftaki puro paketi her yerde aynı fiyata ve ayıptır söylemesi 12,5 CUC olması gerekir. Varadero’da mağaza mağaza dolaşıp bunun testini yaptık. 12,5 CUC olan ürünü gösterip ‘ne kadar?’ diye soruyoruz. Kimi mağaza 25 CUC, kimisi 35 CUC diyor. Mağazalara girdiğimizde kasanın yanında biri sürekli para saymakla uğraşıyor.

Bir akşam, bir mağazayı kapanış saatinde, mağazada kimse yokken yakaladık ve girdik. Fiyat küpürleri şaşırtıcı şekilde, ürünlerin yanına yerleştirilmişti. Test konumuz olan 12,5 CUC’luk ürünümüzü vitrinde fiyatıyla birlikte gördük ve çok şaşırdık. Kasanın oradan göstererek, ‘şu vitrindekini almak istiyoruz’ dedik. Satıcı abla vitrinden ürünü aldı, fiyat küpürünü ters kapadı. Fiyatı olan 12,5 CUC’u uzattık. ‘Ama bunun fiyatı 25 CUC’ dedi. ‘Fiyat etiketinde 12,5 CUC yazıyordu’ dediğimizde ise, ‘almak istiyorsanız 25 CUC, yoksa kapatma saatimiz geldi’ dedi. Almadan çıktık. Sonra bu durumu orada tanıştığımız bir Kübalıya sorduk.

Denetim sıkı olmadığından, mağazalar devletin koyduğu fiyatları illegal olarak kafalarına göre ayarlayabiliyormuş. Kapanma saatinde de asıl fiyat küpürlerini yerleştiriyorlarmış. Amaç ise, denetim olursa, suç işlemiş olmasınlar. Turistlere 35 CUC’a satılan ürünlerin fişlerini de 12,5 CUC olarak kesip, geriye kalan para olan 22,5 CUC’u kenara (kendilerine) ayırıyorlar. Olması gereken tutar olan 12,5 CUC’luk fişi ise, yani kayıtlara geçeni, denetim esnasında görevliye gösteriyorlar. O yüzden her mağazada sürekli bir kasa yapma, para ayrıştırma işlemi oluyormuş.

Sonra aynı Kübalı, ‘benim arkadaşım var ondan ucuza puro alabilirsiniz’ demeyi, tabi ki de ihmal etmedi 🙂

+ ‘Nerelisin?’ Sorusu:  Bir ‘amman haaa!’ konusu da, hiç yoktan gelen birinin size sorduğu ‘nerelisin?’ sorusuna cevap vermeniz. Yolda tanıştığınız Kübalılar genelde çok sıcak kanlı ve ne kadar da tatlı olurlar. İlk önce sizin ‘nasıl bir turist karakteri’ olduğunuzu tartarlar. Size göre güzel tavsiyelerde bulunurlar. ‘Bir yer biliyorum tam senlik!’ derler. Siz de ‘eh, hadi gidelim bari’ dersiniz. Gidersiniz ve mekan ile önceden anlaşmış oldukları komisyondan komisyonlarını alırlar. Aynı şey konaklamada da mevcut. Kapısını çaldığınız ya da önceden ayarladığınız casa dolu ise, o casa sizi bir yere yönlendiriyor. Yönlendirdiği casadan komisyonunu alıyor.

+ ‘Puro ister misin, satalım mı ucuz ve kaliteli?’  : Merdiven altı yerlere gitme ihtimaliniz var ve gerçekten orijinal ürünleri kaçak olarak satıyorlar. Kaçak piyasasında fiyatlara bakmak için peşlerine takılmakda fayda var. Sıkıntı yok, böbrek gitmez sadece yanınızda değerli bir şey olmasın.

+ İçme suyu uyarısı: İçme suyu bulabilmek bazı saatlerde ve bazı yerlerde büyük bir dert. Hadi buldunuz, ertesi gün, dün bulduğunuz yere tekrar uğruyorsunuz. Kasada farklı kişi var, dün 1 CUC’a aldığınız suyun aynısını istiyorsunuz ve sizden 2 CUC istiyor. ‘Yahu!’ diyorsunuz, ‘daha dün 1 verdim, ne 2’si’. ‘Hayır’ diyor, ‘2 CUC’. İşine gelirse bakışı yapıyor. Biz, su bulmakda zorlandık. Sudan ucuz ve her yerde bulunur olduğu için Rom aldık 🙂

‘Alacaksan al, almayacaksan başkasına satarım zaten’ davranışını her yaptığınız alışverişte yaşamanız mümkün. Çünkü o kadar çok turist görmüşler ve istedikleri gibi turistler ile oynayabiliyorlar ki, ülke büyük bir açık arttırma pazarına dönmüş.

Bütün bunların ışığında Küba’da her olaydan sonra, ‘ulan bi sen mi akıllısın, yer mi Anadolu çocuğu bee’ diyesiniz geliyor. Çekinmeyin, deyin.  Lakin, sonra diyorsunuz ki içten içe ‘adamlar ne yapsın, yaşamak zorundalar bir yolunu bulmuşlar işte, varsın yapsınlar yesinler turistleri’. Siz kendinizi yedirmediğiniz sürece, onlar turistleri yiyedursun, haklarıdır. Fakat bu kadar da yenmez ki be kardeşim.

Sonuç olarak, Küba’dan dönünce kendinizi bir ‘ideoloji karmaşası yaşayan genç’ misali bulmuş oluyorsunuz. Her şeye sövüp, sonra her şeyi kucaklayasınız geliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir