MEKSİKA

MEXICO CITY- KAOSUN RENKLERİ

Meksika’ya geleceğim diyorsanız, uçuşların bu şehirden yapılmasının maddi anlamda daha makul olacağı bir gerçek. Biz de KLM ile Amsterdam aktarmalı olarak akşam saatlerinde geldik. Şehre geliş saatiniz çok önemli. Eğer havaalanından konaklayacağınız yere taksi ile gidecekseniz, maddiyat dışında pek bir sorun yok. Şehir merkezi 15-20 dolar civarında tutacaktır. Eğer toplu taşımayı kullanacaksanız çok geç saatler seçmemeye dikkat edin. Benito Juarez Uluslararası Havaalanı’ndan şehir merkezine bir çok toplu taşıma seçeneği mevcut. (Neden bunları BENITO JUAREZ ULUSLARARASI HAVAALANI VE ŞEHİR MERKEZİNE ULAŞIM yazımızda siz ayrıntıdan boğulurken konuşmuyoruz.)

Konaklamak istediğimiz yerin seçimi aşamasında, havaalanından ulaşıma dikkat ettiğimizden, uçağımızın şehre saat 19:30’da iniş yapmasını beklediğimiz için, şehir merkezi için havaalanından kalkan metrobüsü tercih ettik. Şehrin merkezi olarak Bellas Artes’i referans aldığımızdan, havaalanından buraya metrobüs ile yaklaşık 30 dakikada geldik. Aslında havaalanı şehir merkezine çok yakın. Taksi ile normal şartlarda 15-20 dk sürüyor. Fakat şehir oldukça kalabalık ve trafik kilit, bunu hiç bir zaman unutmamanız gerekiyor.

Mexico City çok büyük bir şehir; gerek kapladığı alan, gerekse nüfus olarak. 21 milyonu aşmış nüfusuyla dünyanın kalabalık metropollerinden. Bu kalabalık, birçok sorununun da ana kaynağını oluşturmakta. İstanbul’da yaşayanların da aşina olacağı üzere, nerde çokluk, orda trafik, kaos, keşmekeş, gürültü… İstanbul’da yaşamışsanız, hele de metrobüs çilesi hayatınızın hobisi olarak size ataşlanmışsa, Mexico City tam olarak sizin şehriniz. Buna ilaveten, şehirde rakım 2.250 metre. Yani nefes almakta zorluk çekerseniz, bunu da normal karşılamanız gerekecek.

Gelelim güvenlik konusuna. Mexico City, Meksika gezimiz süresince kendimizi en güvensiz hissettiğimiz şehir oldu. Tabi İstanbul’dan daha güvensiz değildi. Yalnız, bunun sebebi bir olay görmemiz ya da yaşamamız değil, özetle her türden insanın olması diyebiliriz. Evsiz insan çok. Hava kararınca, bir anda ıssızlığa bürünmüş sıkıntı denilecek mahallelerde yanınızda biri(leri) bitebiliyor. Bu tip olaylarda, karşı tarafın gözlerinin içine Polat Alemdar özgüveniyle uzunca bakıp, ‘Hayırdır birader?’ dediğinizde karşı tarafın hemen pasifize olduğunu ve çekildiğine şahit olacaksınız.

Beni benden alırsan, seni sana bırakmam!

Lakin önerdiğimiz bir yöntem değil. Şehir insanı kavgacı değil, özellikle polisler en ufak bir kargaşaya, toplaşmaya göz açtırmadığı gibi en ufak bir olayda 3-5 polis arabasının anında desteğe geldiğine çokça şahit olduk. Polis dominantlığı o kadar ki, elde bira sokakta yürürken, üniversiteli gençler tarafından uyarıldık. Mexico City’ de sokakta, bahçede elde alkol şişesi içme amaçlı taşımak yasakmış(?). (Kandırılmış da olabiliriz.)

Evsizler yoğun olunca, her köşede bir yatak görmeniz mümkün.

Sokakta içki içmek yasak olsa da serbest olan şeyleri de sorgulamadan edemedik.

1) Ulaşım

Mexico City’nin kalabalığına yakışır şekilde dizayn edilmiş metro ve metrobüs sistemi mevcut. Biz çoğunlukla metroyu kullandık. Her istasyonda doldurum yapabildiğiniz akbiliniz ile 5 peso (0,25 dolar) basıp, şehrin bir ucundan öteki ucuna gitmeniz mümkün.

Kaçırdıysanız da, daha arkasından bakakalmanız bitmeden yenisi geliyor. Bazı saatlerde, bazı yönlere aşırı kalabalıklar oluyor, binmeniz mümkün olmuyor. Cama yapışmış yanaklar, kapı kapanınca dışarda kalmış kollar görmeniz mümkün olabilir.

Metroda yer yer Walking Dead sahnesindeymişsiniz gibi hissedebilirsiniz.

Eğer metro üst üste çok kalabalık geldi ve binemediyseniz, hiç zorlamayın metroyla gideceğim diye, yürüyün. O yüzden, o yoğun zamanlarda kadınlar için ayrı vagonlar mevcut.

 

2) Şehri nasıl gezsek, görsek ve neresinde kalsak?

Mexico City çok geniş bir alana yayıldığından, hangi alanda konaklanacağının seçimi çok önemli. Önereceğimiz yerler Condesa/ Roma bölgesi ve Park Alameda Central çevresi. Burayı baz alarak, ya da Bellas Artes’i referans alarak, metroya da yakın kalacak bir yer belirlemeniz rahat olur. Şehrin Taksim’i Catedral Metropolitana ve Zocalo Meydanı çevresi. Bellas Artes’i arkanıza aldığınızda 15 dk yürüme mesafesinde.

Biz de hem havaalanına ulaşımı kolay, hem metro istasyonlarının kesişim yerinde, hem de şehrin orta yerinde yer alması, güvenliği ve fiyatı da özelliklerine göre çok iyi olan Hotel IBIS Mexico Alameda‘da günlüğü 40 dolara kaldık.

O kadar çok müze var ki, hepsini gezmek isteseniz rahat 3-4 haftanızı bu şehre ayırmanız gerekir. Lakin Meksika’da o kadar çok cennet yer varken, Mexico City gibi bir kaos ortamına, gezi vaktiniz de kısıtlı ise 3-5 günden fazla ayırmamanız taraftarıyız.

Biz gezilecek yerler listesi yapıp, şehri 3 parçaya böldük:

Alt kısım: Condesa ve Roma bölgesi, Paseo de la Reforma ve Chapultepec parkı ve müzeleri

Orta kısım: Devrim anıtı ve müzesi , Zocalo, Metropol Katedrali (Catedral Metropolitana), Ulusal Saray(Palacio Nacional), Güzel Sanatlar Sarayı (Palacio de Bellas Artes), Templo Mayor müzesi

Üst kısım: Üç Kültür Meydanı (Plaza de las Tres Culturas ), Guadalupe Bazilikası (Basilica de Santa Maria de Guadalupe)

1. gün: Alt kısım, Müzeler, şehir keşfi ve orta kısım

2. gün: Arka sokaklar, şehrin Tahtakale’sinde ne var ne yok fiyat performans piyasa araştırması.

3. gün: Tanrıların doğduğu şehir : Teotihuacan

3) Müzeler-Antik kentler

Mexico City’de ilk günümüzde ilk hedef Condesa bölgesi idi. Amacımız Chapultepec Kalesi ve Parkı yakınlarındaki Ulusal Antropoloji Müzesi’ne gidip, meşhur Aztek Takvimi’ni görmekti. Bunun için kalabalıkları yenmek adına sabah erkenden metronun yolunu tuttuk. Pembe renkli 1.hat üzerinde Balderas istasyonundan binip, Chapultepec istasyonunda inecektik. Fakat binmek nasip olmadı. Kolu bacağı kaptırmadan binmeyi, dahası kalanları da inerken kaptırmayı göze alamadık. Yürüdük.

Paseo de la Reforma ile Chapultepec arasında çok sayıda yüksek katlı binalar, lüks oteller, alışveriş merkezleri ve ABD Büyükelçiliği bulunmaktadır. Paris’teki ‘Champs-Elysees’ten ilham alınarak yapılmıştır. Bu yol boyunca şehrin simgesi haline gelen Bağımsızlık Anıtını (El Angel de Independencia) görebilirsiniz. Bir nevi Mexico City’nin Bağdat Caddesi.

Paseo de la Reforma

Ángel de la Independencia

Pazar günü özellikle bu cadde araba trafiğine kapatılıyor ve sadece bisikletliler, koşanlar yani yayalara açılıyor. Ama bu yürüyüşü yaptığımız gün pazartesiydi. Ve koşuşturmadan unuttuğumuz bir şey vardı ki, pazartesi günleri Mexico City’deki müzeler kapalı!!!

Parktan çıktıktan sonra da Roma bölgesine gitmenizi öneririz. Roma oranın hipster bölgesi denilebilir. Eli yüzü düzgün insanların takıldığı yerler mevcut. Birazcık ileride bulunan Doctores bölgesi için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Ellerinizde kameralar ile ‘Ben turistim’ diye bağırarak, milli piyango gibi dolaşıyorsanız, bu şehirde uzak durmanız gereken yerlerden biri Doctores bölgesi. Yönümüzü kuzeye çevirip şehrin Taksim’i, Zocalo Meydanına geldik. Burada kocaman bir alan ve devasa bir Meksika bayrağı sizi karşılıyor. Burası aynı zamanda deprem anında insanların toplanma yeri. Hemen ön tarafta Katedral ve Templo Mayor. Templo Mayor, şehir merkezinde yer alan bir Aztek arkeolojik alanı ve müze alanında bir çok Aztek döneminden kalıntılar sergileniyor. Giriş ücreti 65 peso (3.5 dolar). Bu alan çok turistik olduğundan çevrede Starbucks, Mc Donalds gibi yerler görmeniz çok normal.

Plaza de la Constitución (El Zócalo)

Alameda Central parkında oynaşan çocuklar, çevreye bakınan amcalar, koklaşan çiftlerin arasından Museo Mural Diego Rivera’ya giriyoruz. Pazarları girişi bedava olan müzeye normal giriş ücreti olan 30 pesoyu veriyoruz. Burada Diego Rivera’nın en ünlü duvar resmi olan “Sueno de Una Tarde Dominical en La Alameda Central” (Alameda Merkez’de bir pazar öğleden sonrası rüyası) sergileniyor. Güzel sanatlar öğrencileri de bunun kritiğini yapıyorlar. Bu müze de başka bir şey yok, sadece bir tane duvar resminden ibaret bir müze. Ama detayları incelemek bayağı zaman alıyor.

Sueño de una Tarde Dominical en la Alameda Central

4) Yeme-İçme

MEKSİKA yazımızda, Meksika’nın genel olarak yeme içmesinden bahsetmiştik. Mexico City’de yeme içme işini alternatif olarak nerelerde yapabileceğiniz konusunda ise seçenekleriniz:

Sokakta taco yapan teyzeler

Aşağı yukarı bütün restoranlar, aynı ürünleri ve sunumu yaptığı için hemen her yer de bu tarz küçük sürprizler döşeyin küçük masanıza :

Şımarıklık yapıp tıka basa doymanın bedeli : 90 peso(yaklaşık 5 dolar)

Hele ki atıştırmalık tarzı zararlı şeylerden uzak durmanızı hiç tavsiye etmiyoruz 🙂 :

Neredeyse her iki sokakta bir karşınıza çıkan Oxxo marketleri, hem çeşit, hem de maddi olarak uygun oluşuyla ihtiyaçlarınızı oldukça tatmin edecektir.

‘Mercado’ nun anlamı, pazar-market olsa da, bazı mercadolar sadece hediyelik, bazıları sadece yeme-içme üzerine, bazıları sadece çiçek, bazıları da et-balık gibi gıda üzerine çeşitli dükkan topluluklardan oluşur. Yeme içme için ‘Yok ben sokaktan yemeyeyim, ama salaşlıktan da ödün vermeyeyim’ diyenler için, Bellas Artes’den 12 dk yürüme mesafesindeki Mercado San Camilito’yu öneririz. Burası bir AVM’nin yemek katı gibi yan yana ve salsa müzikli çeşitli lokantalardan oluşan bir mercado. Her dükkanın önünde mönü ve fiyatlar yer alıyor. Pasaj havasında olan bu yer, vantilatörlerin sıcak üflemesi ve müziklerin birbirine karışması ile biraz bunaltı yaşatabilir.

 

5) Alışveriş nerede yapılır?

Gittiğimiz her yerde alışveriş dedin mi amaç, oranın Tahtakale’sini keşfetmek. Mexico City’de bir çok turistik hediyelik eşya satan yerler olsa da, aynı şeye 3-5 TL vermektense neden o yerlerde 10 TL veresiniz. Size iki tane önerimiz var: Mercado de Artesanias La Ciudadela ve Mercado de San Juan.

Rengarenk ve bol çeşit arasında kendinizi kaybedeceksiniz.

Satılan her şeyi almak isteyeceksiniz.

Meksika’nın neresine giderseniz gidin aşağı yukarı burada göreceğiniz her şeyden çıkacak karşınıza. Fiyatlar Meksika’nın geneline göre çok uygun ve azıcık ama kararlı pazarlıkla fiyatı çok aşağılara çekebiliyorsunuz. Hele Yucatan gibi Amerikalı turistlerin yoğun olduğu bölgede buradan 3’e satılanı, orada 20’ye görebiliyorsunuz. Ama dert değil, unutmayın, dünyadaki her şehrin mutlaka bir Tahtakale’si var.

NOT: Frida Kahlo müzesine gitmedik. Ama sorun bi niye gitmedik?

Frida Kahlo müzesi, La Casa Azul (mavi ev) şehrin güneyinde yer alan Coyoacan semtinde bulunuyor. Dünyada ikonik bir marka haline gelen Frida Kahlo’nun kaldığı evi görmek normal olarak milyonlarca hayranının hayali. Gitmek, Bellas Artes’in önünden taksi ile normal trafikte yaklaşık 40 dk sürmekte. Vardığınızda ise kapıdan içeri girebilmek için ortalama 30 dk süren bir kuyruk sizi karşılıyor. Giriş 200 peso civarında (12 dolar), pazartesi günleri kapalı.

Gidip gitmemeye karar vermeniz gereken nokta ise:

Git-gel harcayacağınız süre + içeri girebilmek için turist kuyruğunda bekleyeceğiniz süre ve içeri girdiğinizdeki beklentiniz ile, bütün bunlar için harcayacağınız para karşılığında alacağınız tatminkarlık.

Biz bunları düşünüp gitmedik ve yukarıdaki Frida’dan ‘İkinizden de tiksiniyorum’ bakışını hakettik. Fakat gerçek bir Frida Kahlo hayranıysanız, buralara kadar da gelmişseniz, uğramadan dönmek olmaz.

Videomuzu izlemediyseniz, sizi buraya alalım!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir